Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
CookieWarningPanelAgreeButton
X

Madde 879

IX. Sigorta tazminatı üzerinde hak

IX. Sigorta tazminatı üzerinde hak

Madde 879 - Muaccel olan sigorta tazminatı, malike ancak bütün rehinli alacaklıların rızasıyla ödenebilir.

Sigorta tazminatı taşınmazın eski hâle getirilmesi için harcanacaksa, malik tarafından yeterli bir güvence gösterilmesi koşuluyla kendisine ödenir.

I-) Not:

Malatya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, özel sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasında 879. maddenin 1. fıkrasının ve Türk Ticaret Kanunu’nun 1456. maddesinin 2. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına vararak, iptalleri için başvurmuştur. Ancak, Anayasa Mahkemesi, T: 06.11.2025, E: 2025/109, K: 2025/222 sayılı kararı ile anılan hükümlerin Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna varmıştır (RG. 17.02.2026; S: 3371).

II-) Yargı Kararları:

1-) AYM, T: 06.11.2025, E: 2025/109, K: 2025/222:

… B. İtirazın Gerekçesi

15. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kurallarda sınırlı ayni hak sahiplerinin korunmak istendiği ancak kuralların malikin mülkiyet hakkına ölçüsüz sınırlama getirdiği, Yargıtay kararlarına göre sınırlı ayni hak sahiplerinin rızası olmadıkça malikin hasar bedelini dava etme yetkisinin bulunmadığı, kurallarda söz konusu rızanın bulunmaması hâlinde malikin başvurabileceği hukuksal çarelerin düzenlenmediği, uygulamada taşınır veya taşınmaz malın rehnedilmesi durumda malın rehin alacaklısının bağlı olduğu sigorta şirketlerince sigortalandığı, sigorta şirketi ile rehin alacaklısı arasındaki bağ nedeniyle kurallarla sınırlı ayni hak sahiplerine tanınan bu hakkın kötüye kullanılmasının söz konusu olabileceği, bu duruma karşılık kurallarda malikin korunmasına yönelik olarak herhangi bir hükmün öngörülmediği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.



C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

...

22. Kuralların anayasallık denetiminde sigortacı ve sigortalı (malik) ile mal üzerinde rehin/aynî hak sahibi olan kişiler arasındaki hak ve menfaat dengesinin mülkiyet hakkı bağlamında devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Bu kapsamda izin ve rızanın niteliği, sonuçları, izin ya da rıza verilmemesi hâlinde ilgilinin başvurabileceği hukuksal çareler dikkate alınmalıdır.

23. Sigorta sözleşmesi kapsamında rizikonun gerçekleşerek sigortalanan eşyanın yok olmasıyla malikin eşya üzerindeki mülkiyet hakkı son ererek sigorta tazminatı üzerinde kaim (yerine geçen) değer olarak alacak hakkı oluşmaktadır. Bu nedenle sigorta sözleşmesi kapsamında eşya üzerinde malikin menfaatinin sigortalanması hâlinde sigorta bedeli ilke olarak sigortalı olan malike ödenmektedir.

24. Bununla birlikte söz konusu eşyanın rehin/sınırlı ayni hakka konu edilmesi hâlinde 6102 sayılı Kanun’un 1456. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince hak sahiplerinin de sigorta tazminatı üzerinde kaim değer olarak alacak haklarının devam edeceği açıktır. Bu hâlde eşyanın yok olması sebebiyle malik rehin/ayni hak alacaklısına borcunu sigorta tazminatı üzerinden ödeyebilecektir. Dolayısıyla sınırlı ayni hak kurulmuş eşyanın sigortalanmasıyla, malik lehine sadece mülkiyet hakkının korunması bakımından değil aynı zamanda eşya üzerinde kurulan rehin/sınırlı ayni hak alacaklısına olan borcundan kurtulması bakımından da avantaj sağlandığı ortadadır.

25. Bu itibarla kurallarla sınırlı ayni hak ya da rehin hakkı ile takyit edilen bir mal üzerindeki malike ait menfaatin sigortalanması hâlinde söz konusu malın yok olmasından dolayı sigorta tazminatının malike ödenmesinde izin veya rıza şartı aranmasının devletin alacaklının alacağını tahsil edebilmesi yönünden etkili sistem kurma yükümlülüğünün bir gereği olduğu anlaşılmaktadır.

26. Öte yandan devletin söz konusu pozitif yükümlülüğü gereği sınırlı ayni hak ve rehin hakkı sahiplerinin belli şartlarda haklarını sigortacıya karşı ileri sürmelerine kanuni düzenlemelerle imkân tanınmıştır. Sigortacının hak sahiplerinden gerekli izni almadan sigortalı malike tazminat ödemesi durumunda ancak hak sahiplerince bu ödemeye sonradan onay verilmesi hâlinde hak sahiplerine karşı sorumluluktan kurtulabileceği öngörülmüştür.

27. Diğer yandan kurallar kapsamında sigorta tazminatıyla ilgili olarak sınırlı ayni hak ve rehin hakkı sahiplerine sağlanan hakların malike ait sigorta konusu malın yok olması hâliyle sınırlı olarak uygulandığı, malın hasarlı olması hâlinde tamiri veya eski durumuna getirilmesi ve teminat gösterilmesi şartıyla tazminatın sigortalıya ödenmesine de imkân tanınarak sigortalının zarara uğramasının önüne geçildiği anlaşılmaktadır.

28. Kurallar kapsamında ayrıca sınırlı ayni hak ya da rehin hakkı sahibinin izin veya rıza vermemesi durumunda malik ile rehin/sınırlı ayni hak sahibi ve sigortacı arasındaki menfaat dengesinin de pozitif yükümlülük bağlamında değerlendirilmesi gerekir.

29. Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere sınırlı ayni hak sahibinin sigorta tazminatının malike ödenmesi hususunda izin ve rıza göstermemesi hâlinde malik veya sigortacının mahkemeden sigorta tazminatıyla ilgili olarak tevdi mahalli tayini talebinde bulunmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Ayrıca malikin ayni hak sahibine karşı tazminatın aidiyetiyle ilgili olarak dava açmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır (benzer yöndeki karar için bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E.2020/11384, K.2021/1176, 11/2/2021). Dolayısıyla sigortacı ya da malik tarafından tazminat borcuyla ilgili olarak tevdi mahalli tayin edilmek suretiyle sigortacının borcundan kurtulması mümkün olduğu gibi sigortalı malın malikinin de sınırlı ayni hak ya da rehin hakkı sahibinin izin veya rıza vermemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek tazminatın aidiyetine karar verilmesini talep edebileceği anlaşılmaktadır.

30. Öte yandan Yargıtayın sigortalanan malın malikinin sigortacıya karşı açacağı davada sınırlı ayni hak ya da rehin hakkı sahibinin izin ve rızasını dava şartı olarak kabul ederek söz konusu izin ve rızanın verilmemesi hâlinde davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğine ilişkin değerlendirmesinin uygulamadan kaynaklanan bir sorun olduğu anlaşılmaktadır. Kurallarda açıkça sınırlı ayni hak sahiplerinin veya rehin alacaklılarının izin ve rızasının bulunmadığı sürece sigortacı tarafından malike ödeme yapılamayacağının düzenlendiği, malikin sigortacıya karşı dava açmasını engelleyen bir düzenlemenin bulunmadığı açıktır. Bu yönüyle kuralların tazminatın talep edilmesinden ziyade ödenmesi aşamasına ilişkin düzenleme içerdiği anlaşılmaktadır.

31. Bu bağlamda kurallar ve kuralların yer aldığı kanunlarda rehin/sınırlı ayni hak sahibinin alacağına kavuşmasını sağlayan güvencelere yer verildiği gibi malik açısından borcun ödenmesi sağlanarak malikin borcundan kurtulmasına imkân tanındığı, bu süreçte mülkiyet hakkına yönelik keyfî uygulamaların önüne geçilmesini ve sigortacı açısından sigorta tazminatı borcundan kurtulmasını sağlayacak hukuki yolların tesis edildiği görülmektedir.

32. Bu itibarla mülkiyet hakkı bağlamında tarafların çatışan menfaatleri arasındaki makul dengeyi sağladığı anlaşılan kurallarda devletin mülkiyet hakkından kaynaklanan pozitif yükümlülüğüyle çelişen bir yön bulunmamaktadır

33. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 5. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Kuralların Anayasa’nın 36. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 5. ve 35. maddeleri kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

IV. HÜKÜM

A. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 879. maddesinin birinci fıkrasının,

B. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1456. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin,

Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE 6/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. …” 
(RG. 17.02.2026; S: 3371).


2-) Y. 17. HD, T: 14.10.2010, E: 2010/4618, K: 2010/8271:

“ … TTK’nın 1269. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı Yasa’nın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 879. maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatinin alınması gerekmektedir. Taraf (husumet) ehliyeti yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilecek hususlardandır.

Somut olayda dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı K... F... Kredi Tüketici Finansmanı A.Ş. 08.04.2009 tarihli cevabi yazısında “şirket lehine bulunan rehin hakkından kaynaklanan tüm haklar saklı kalmak, olası bir tazminat ödenmesi kararında şirketin rehin hakkının da bulunduğu hususunun dikkate alınması kaydıyla davaya muvafakatlarının bulunduğunu” bildirmiştir. Şarta bağlı muvafakatin geçerli olduğu kabul edilemez.

Bu durumda dain ve mürtehin sıfatı bulunan K... F... Kredi Tüketici Finansmanı A.Ş.’nin muvafakati olmadığından davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir. …”

3-) Y. 17. HD, T: 10.02.2009, E: 2008/5184, K: 2009/527:

“… 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 879. maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatinin alınması gerekmektedir.

Somut olayda, dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı bankanın, tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmamıştır.

Bu durumda mahkemece yapılacak iş; dain ve mürtehin sıfatı olan bankanın muvafakati olup olmadığı araştırılmalı, bankanın muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek dava sonuçlandırılmalı, aksi halde; davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. …”

III-) Türk Kanunu Medenîsi:

IX. Sigorta tazminatı

Madde 794

Muacceliyet kesbeden sigorta tazminatı ancak gayri menkul üzerinde rehin hakkını haiz olan bütün alacaklıların rızasiyle, malike verilebilir.

Bununla beraber işbu tazminat rehin ile mukayyet olan gayri menkulün evvelki haline iadesi için kâfi bir teminat mukabilinde, malike tediye edilir.

Yangına karşı, sigorta hakkındaki hükümler mahfuzdur.

IV-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 794 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle muaccel hâle gelen sigorta alacağının taşınmaz malikine ödenmesi rehinli alacaklıların rızasına bağlı tutularak, sigorta tazminatı taşınmazın yerine geçen kaim bir değer olarak kabul olunmuş ve bu tazminatın ancak malik tarafından yeterli güvence gösterilmesi hâlinde ve taşınmazın eski hâle getirilmesi amacıyla malike ödenebileceği kabul olunmuştur. Rehinli alacaklı birden fazla ise bunların hepsinin rızası gerekir. Kaynak Kanunda 822 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki “yangın sigortası” ile ilgili hüküm, İsviçre’deki Kantonal Hukuka ilişkin olduğundan madde metnine alınmamıştır.

V-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

IX. Anspruch auf die Versicherungssumme

Art. 822

1 Eine fällig gewordene Versicherungssumme darf nur mit Zustimmung aller Grundpfandgläubiger an den Eigentümer des versicherten Grundstückes ausbezahlt werden.

2 Gegen angemessene Sicherstellung ist sie jedoch dem Eigentümer zum Zwecke der Wiederherstellung des Unterpfandes herauszugeben.

3 Im übrigen bleiben die Vorschriften der Kantone über die Feuerversicherung vorbehalten.

2-) CCS:

IX. Droit à l’indemnité d’assurance

Art. 822

1 Les indemnités d’assurance exigibles ne peuvent être payées au propriétaire que du consentement de tous les créanciers ayant un droit de gage sur l’immeuble.

2 Elles sont cependant versées contre sûretés suffisantes au propriétaire, pour le rétablissement de l’immeuble grevé.

3 Demeurent réservées les règles du droit cantonal en matière d’assurance contre l’incendie.

 

 

Copyright © 2017 - 2026 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.
X