II. Ret hakkının düşmesi
II. Ret hakkının düşmesi
Madde 610 - Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur.
Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez.
Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz.
I-) Yargı Kararları:
1-) YHGK, T: 22.09.2010, E: 2010/2-379, K: 2010/413:
Bkz. madde 605.
2-) Y. 7. HD, T: 11.05.2023, E: 2022/1460, K: 2023/2505:
“… I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ...’ün 19.06.2017 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçıları olarak davacılar eşi ... ve çocukları....ve ...’ün kaldığını, murisin vefat ettiğinde taşınır ve taşınmaz malvarlığı olmadığı, davalı bankaya ve başka yerlere borçlarının bulunduğu dolayısıyla malvarlığının pasifinin aktifinden fazla olduğunu, murisin vefatından önce davalı bankanın Kapaklı şubesinden kredi ve kredi kartı kullandığını, müvekkillerinin kredi borcundan toplamda 1.919,72 TL tutarındaki iki taksitini ve toplamda 509,61 TL tutarındaki kredi kartı borcunu davalı bankaya ödediklerini, bu ödemelerin yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında da benimsediği üzere zaten terekenin borca batık olduğunu bilen mirasçıların mirası kabullenme anlamına gelmeyip terekenin olağan yönetimi kapsamında olduğunu, bu nedenlerle terekenin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; süresi içerisinde açılmayan iş bu davanın öncelikle süre yönünden reddini talep ettiklerini, müteveffanın müvekkil bankadan tüketici kredisi kullandığını ve istemi üzerine bankaca tahsis edilen kredi kartı harcamalarında bulunduğunu, tüketici kredisi kullanma başvurusu esnasında müteveffanın Anadolu Hayat Emeklilik şirketinde hayat sigortası bulunduğunu, kredi kullanıcısının vefatından sonra sigorta şirketinin 24.10.2017 tarihli yazısında sigorta başlangıç tarihinden önce sigortalıya karaciğer hastalığı teşhisi konuluğunu ve bunun başvuru formunda saklanarak beyan edilmediğini, gerçek dışı beyan sebebiyle Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince herhangi bir tazminat ödeme imkanı bulunmadığı belirtildiğini, müteveffanın ölümünden sonra kullanılan kredinin taksit ödemelerini yapan davacıların sigorta şirketinden gelen olumsuz cevap üzerine terekenin borca batık olduğu gerekçesiyle mirasın reddi davası açtıklarını, iyi niyetle hareket etmeyen davacıların iş bu huzurdaki davaları hakkın kötüye kullanılması anlamına geldiğini ve terekenin borca batık olduğunu ileri sürmelerinin Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci ve 3 üncü maddeleri gereğince dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığını, davacıların ret süresi dolduktan sonra bu işlemleri nedeni ile terekeyi kabul ettiklerinin anlaşıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların muris ...’ün vefatında sonra ilgili kredi borcunun iki taksitini ödedikleri, davacıların mirasın hükmen reddi davası açmadan önce ilgili sigorta şirketine başvuru yaptıkları ve başvurunun gerçek dışı beyan nedeniyle reddedildiği, bundan sonra davanın açılmasının TMK’nın 2 inci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı çerçevesinde olmayışı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
…
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların murislerinin ölüm tarihinden sonra yaptıkları ödeme nedeniyle terekeyi kabul etmiş oldukları, bu sebeple mirasın hükmen reddini talep edemeyecekleri gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
…
3. Değerlendirme
…
2. TMK’nın 610/2 nci maddesinde “…Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan, ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı, mirası reddedemez…” hükmü yer almaktadır. Madde metninden de anlaşıldığı üzere; yasa koyucu mirasçılardan birinin tereke işlerine gereğinden fazla karışmasının mirası örtülü kabul anlamına geleceğini ve tıpkı açık kabulde olduğu gibi, ret hakkının bu mirasçı bakımından sona ereceğini düzenlemiştir.
3. Diğer taraftan, Hukuk Genel Kurulunun 08.02.1950 tarihli ve 140/20 sayılı kararında; … mirasçının eyleminin tereke işlerine karışma olarak değerlendirilebilmesi için onun bu eylemde bulunurken hangi maksatla hareket ettiğinin belirlenmesi gerektiğini, mirasçının amacının mirasçı sıfatı ile terekede tasarruf değilse, eylemlerinin tereke işlerine karışma olarak nitelendirilmeyeceği ve ret hakkının düşmesine sebebiyet verilmeyeceği benimsenmiştir.
4.Bunun yanında, doktrinde ileri sürülen güven nazariyesine göre; bir irade beyanının ya da iradi bir davranışın ne anlama geldiğini tespit etmek için, beyanda bulunan veya sözü edilen davranışta bulunanın iç iradesine değil, beyana yahut anılan davranışa muhatap olan karşı tarafın, dürüstlük kuralına göre, kendisince bilinebilen bütün hal ve şartlar gereği gibi değerlendirerek buna ne anlam vermesi gerektiğine bakılmaktadır
5. Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında somut olay değerlendirildiğinde; murisin ölüm tarihi itibariyle üzerine kayıtlı gayrımenkul, araç, banka kaydı olup olmadığı, davalıya ölüm tarihi itibariyle borç miktarının araştırılmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, murisin 19.06.2017 tarihi itibariyle gayrımenkul, araç, banka kaydının bulunup bulunmadığının araştırılması için ilgili tapu, emniyet, banka müdürlüklerine yazı yazılmalıdır. Davalıya olan borcunun ölüm tarihi itibariyle miktarı belirlenmelidir.
6. Bunun yanında davacı mirasçılar tarafından ödendiği ileri sürülen borç miktarı tereke pasifine göre cüzi bir miktar olup, mirasçıların kendi malvarlığından ödemiş olmalarına göre ödeme işleminin olağan işlemlerden olduğu, cüzi kısım borçlarının davacılar tarafından ödenmesinin terekeyi kabullenme olarak değerlendirilemeyeceği gözetilmeden bu hususların davanın reddi gerekçesi olarak görülmesi doğru olmadığı gibi ödeme cüzi bir miktar olmasa dahi ödemeyi yapan mirasçılar tespit edilmeksizin tüm davacılar yönünden terekenin benimsendiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru değildir. Kararın anılan gerekçelerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
…”
3-) Y. 2. HD, T: 28.09.2007, E: 2007/11460, K: 2007/12835:
“… Türk Medeni Kanunu’nun 610 ncu maddesine göre; yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız ve koşulsuz kazanmış olur. Ret süresi sona ermeden, mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez. Mirasbırakan 27.02.2005 tarihinde vefat etmiş, davacılar mirasbırakanın eşine ait 9 parsel sayılı taşınmazı 03.03.2005 tarihinde tapuda kendi adlarına intikal ettirmiştir ve aynı gün mirasçılardan Hürü’ye paylarını aktarmışlardır. Bu işlem, terekeye sahiplenme ve kendine maletmedir. Davacıların red hakkı düşmüştür. …”
4-) Y. 2. HD, T: 18.04.2002, E: 2002/4454, K: 2002/5478:
“… Davacılar murise ait Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından gönderilen Haziran 1998 maaşını aldıkları gibi Mersin İcra Tetkik Mercii Hakimliğinin 1999/926 esas sayılı dosyasında mirasçı sıfatı ile dava açmışlardır. Bu suretle de alelade idarenin dışına çıkmışlardır. Medeni Kanunun 550. maddesi şartları oluşmuş ve davacılar mirası reddetmek hakkından mahrum kalmışlardır. …”
5-) Y. 2. HD, T: 07.06.1999, E: 1999/4379, K: 1999/6408:
“… Medeni Kanunun 550. maddesi, terekeden bir malı zimmetine geçiren veya gizleyen yahut alelade (basit) sayılacakların dışında işlem yapan mirasçının, mirası reddedemiyeceğini hükme bağlamıştır. Davalıların tereke üzerinden herhangi bir işlem yaptıkları isbat edilememiştir. Bağ-Kur’dan bağlanan emekli aylığı da terekeden intikal eden bir hak olarak kabul edilemez. Gerçekleşen bu durum karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. …”
II-) Türk Kanunu Medenîsi:
II. Ret hakkından mahrumiyet
Madde 550
Müddeti içinde reddetmiyen mirasçı, mirası kayıtsız ve şartsız iktisabetmiş olur. Müddet hitamından evvel alelâde idarenin ve mirasa ait işleri idamenin istilzam etmediği bir muameleyi yapan ve terekeden bir malı zimmetine geçiren veya ketmeden mirasçı, mirası reddetmek hakkından mahrumdur.
III-) Madde Gerekçesi:
Yürürlükteki Kanunun 550 nci maddesini karşılamaktadır.
Yürürlükteki maddenin kenar başlığındaki “mahrumiyet” sözcüğü mirastan yoksun olma ile karıştırılabileceği için, onun yerine “düşme” sözcüğü tercih edilmiştir.
Madde İsviçre Medenî Kanununun 571 inci maddesinde olduğu gibi iki fıkra hâline getirilmiş, ayrıca maddeye yeni bir üçüncü fıkra eklenmiştir.
Maddeye üçüncü fıkranın eklenmesi zorunlu görülmüştür. Bir mirasçı mirası ret için kanun tarafından kendisine tanınmış olan üç aylık süre içinde, herhangi bir zamanaşımını veya bir hak düşümü süresini kesmek için dava açmak zorunluğuyla karşı karşıya kalabilir. Eğer bu nokta göz önüne alınmazsa, dolmak üzere bulunan zamanaşımı süresini kesmek için dava açmak zorunda kalan bir mirasçının artık mirası ret hakkını kullanamayacağı sonucuna varmak gerekecektir. Zira böyle bir dava o kimsenin mirasçı sıfatıyla tereke işlerine el atması sayılacaktır. Oysa mirasçı bu davayı açmasa, zamanaşımı süresi dolacak ve terekeye ait bir hak kaybolacaktır. Böyle bir durumda, mirasçı gayet güç bir durum içerisine girecek, yani dolmak üzere bulunan zamanaşımını kesmek için dava açsa mirası ret hakkı düşecek, açmasa terekedeki bir hak kaybolacaktır. Bu gibi adaletsiz sonuçlara meydan vermemek için bu maddeye üçüncü fıkra eklenmiş, zamanaşımı veya hak düşümü sürelerini kesmek için açılacak dava ve yapılacak icra takibi işlemlerinin ret hakkını kullanmaya engel olmayacağı düzenlenmiştir.
IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:
1-) ZGB:
II. Verwirkung der Ausschlagungsbefugnis
Art. 571
1 Erklärt der Erbe während der angesetzten Frist die Ausschlagung nicht, so hat er die Erbschaft vorbehaltlos erworben.
2 Hat ein Erbe sich vor Ablauf der Frist in die Angelegenheiten der Erbschaft eingemischt oder Handlungen vorgenommen, die nicht durch die blosse Verwaltung der Erbschaft und durch den Fortgang der Geschäfte des Erblassers gefordert waren, oder hat er Erbschaftssachen sich angeeignet oder verheimlicht, so kann er die Erbschaft nicht mehr ausschlagen.
2-) CCS:
II. Déchéance du droit de répudier
Art. 571
1 Les héritiers qui ne répudient pas dans le délai fixé acquièrent la succession purement et simplement.
2 Est déchu de la faculté de répudier l’héritier qui, avant l’expiration du délai, s’immisce dans les affaires de la succession, fait des actes autres que les actes nécessités par la simple administration et la continuation de ces affaires, divertit ou recèle des biens de l’hérédité.