Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 988

a. Emin sıfatıyla zilyetten edinme bakımından

4. Tasarruf yetkisi ve taşınır davası

a. Emin sıfatıyla zilyetten edinme bakımından

Madde 988 - Bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı aynî hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur.

I-) Yargı Kararları:

1-) YHGK, T: 25.09.2002, E: 2002/4-608, K: 2002/643:

“… Dava, trafik kaydının iptali, davacı adına tescili isteğine ilişkindir. Davacı Kalender Baydı dava dilekçesinde davaya konu aracı 13.01.1999 tarihinde noterden kati satış senedi ile kayıt maliki Mustafa K...’dan satın aldığını; ancak, noterce bu satışın trafik siciline bildirilmediğini, satmak için bıraktığı galerici Cengiz Kayhan’ın aracı haricen Turan Ş...’a sattığını, dava konusu aracın mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespiti için adı geçen kişi aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı 2000/480 Esas, 563 Karar sayılı davanın kabul edildiğini, bu arada kayıt maliki Mustafa K...’nın vekili Şevki Ören vasıtasıyla aracın davalı Bayram Ali B...’a 31.08.1999 tarihinde noterden sattığını ve satış işleminin trafiğe işlendiğini; ikinci kez yapılan bu satışın iptaliyle aracın trafikte, adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Bayram Ali B..., galeride bulunan davaya konu otomobili kayıt malikinin vekili Şevki Ö... aracılığıyla noterden 31.08.1999 tarihinde kati satış sözleşmesiyle satın aldığını, satın alma tarihinden itibaren elinde bulundurduğunu, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 20. maddesi, uyarınca satış işleminin geçerli olduğunu, davanın reddini savunmuştur.

Yerel mahkemece, her iki tarafın da 2918 Sayılı Kanunda öngörülen usule uygun biçimde aracı satın aldıkları, araç üzerinde haklarının söz konusu olduğu, hakların çatışması durumunda önceki tarihli hakka değer verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalının temyizi üzerine hüküm Özel Dairece yukarda yazılı gerekçeyle bozulmuştur.

… bir yerden diğer bir yere bağımsız olarak taşınabilen her türlü maddi eşya (örneğin otomobil, çanta, koltuk, sandalye, buğday, arpa vs) satımı taşınır satımı niteliğinde olduğu gibi, taşınmaz mülkiyetine dahil olmayan ve temellüke (mülk edinmeye) elverişli bulunan elektrik, su, havagazı, doğalgaz, elektrik gibi tabii kuvvetlerin satımı da taşınır satımı niteliğindedir.

Bu bakımdan taşınır (menkul) satımını taşınmaz (gayrimenkul) olmayan her şeyin satımıdır şeklinde tanımlamak daha isabetli olur. Taşınır satımının geçerliliği, kural olarak biçim koşuluna bağlanmış değildir. Ne var ki, kimi özel yasalarla taşınır satımı için geçerlik koşulu öngörülmüştür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 21.05.1997 tarih, 4267 sayı ile değişik 20/d maddesine göre, tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri; aracın motorlu taşıtlar vergisi borcu bulunmadığına dair belgenin ibrazı halinde araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterlerce yapılır.

… Yargıtay (13. Hukuk Dairesi 22.01.1987 tarih 6269 E, 219 K; 15. Hukuk Dairesi 17.03.1985 tarih 2242 E, 1067 K; 04.11.1986 tarih 3651 E, 3635 K; 04.11.1986 tarih 3575 E, 3629 K) tescilli taşıt araçlarının satışlarının noterlikçe (resmi şekilde) yapılmadıkça geçerli olmayacağını apaçık kabul etmiştir. Medeni Kanunun 901. maddesi (4721 sayılı Kanun madde 988) Bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur hükmünü öngörmektedir. Somut olayda 13.01.1999 tarihli kati satış senedinde davaya konu araç mülkiyetinin ve zilyedliği’nin davacıya devredildiği açıklanmıştır. Yukarıda anlatıldığı gibi davacıya ait araç galeride bulunduğu sırada dava dışı galeri sahibi Cengiz K... tarafından 3. şahıs Turan Ş...’a haricen satılmış ve davacı aracın mülkiyet hakkının kendisine ait olduğunu kanıtlamak üzere Turan Ş...’ı hasım göstererek dava açmış ve yapılan yargılama sonunda aracın mülkiyetinin davacıya ait olduğu kesinleşen mahkeme ilamıyla sabit olmuştur. Bu mahkeme kararı, aracın mülkiyetinin davacıya ait olduğuna dair güçlü bir delildir. Böylece aracın, mülkiyetinin ve zilyedliğinin davacıda bulunduğu kesinleşen mahkeme kararı ve HUMK.’nun 288. maddesinde yazılı kati satış senedi gibi yazılı delillerle belirlenmiş olup davalı tarafından anılan yasanın 290. maddesi uyarınca, aynı mahiyette yazılı bir delil getirilmediğinden zilyetliğin dava dışı ilk malik Mustafa K...’da kaldığı ileri sürülemez. Olayın özelliği itibariyle bu husus Mustafa K...’nın emin sıfatıyla zilyed olup olmadığı sorununa açıklık getirmektedir. Her ne kadar davalı, davaya konu aracı noterde düzenlenen senetle satın ve teslim almış ise de, bu satışı yapanın (vekâlet veren Mustafa K...’nın) artık emin sıfatıyla zilyed olmadığı saptanmıştır. Bu durumda davalının aracı emin sıfatıyla zilyedden aldığı kabul edilemez. Dava dışı kayıt maliki Mustafa Kaya dava konusu aracı yukarıda anlatıldığı gibi kati satış senediyle davacı Kalender B...’ya satmış ve zilyedliğini devretmiştir. Satış işlemi noter tarafından trafik siciline bildirilmediği için aracın sicil kaydı Mustafa K.. adına kalmış, Mustafa haksız şekilde aracı davalı Bayram Ali’ye noterden satmıştır.

… trafik sicilindeki kayıtlara güvenerek iyiniyetle hareket eden kişinin bu güveninin korunacağını, mevcut yasal düzenleme karşısında söylemek olanağı bulunmamaktadır.

Bir malın zilyedi, onu başkasına emanet etmiş olmayıp, çaldırma, gasp, unutma gibi bir sebeple elinden çıkarmış bulunuyorsa, 3. şahıs böyle bir malı iyiniyetle iktisap etmiş olsa dahi onun iktisabı geçerli değildir. Gerçekten Medeni Kanunun 902/1. (4721 sayılı kanun madde 989) maddesi bu hususta gayet açıktır: …

… kanun iyi niyetin korunması hususunda, emaneten bırakılan mallarla, sahibinin elinden rızası olmadan çıkan mallar hususunda bir ayırım yapmıştır. Bu ayırım şu düşünceye dayanmaktadır; malı başkasına emaneten bırakan kimse az çok risk altına girmiş ve emaneten verdiği şeyin alan tarafından başkasına geçirilmesi tehlikesini göze almış sayılabilir. Oysa bir malı rızası olmadan elinden çıkaran kimsenin böyle bir riske önceden katlandığı söylenemez. Böyle olunca, bir malı iyiniyetle iktisap eden 3. şahsın menfaati, malı emaneten veren kimsenin menfaatine tercih edilmekte, rızası olmadan malını elinden çıkaran kimsenin menfaati … ise feda edilmemektedir. Sahibinin elinden rızası olmadan çıkan bir şeyi, iyiniyetli 3. şahıs bir açık artırmadan, pazardan veya bu gibi eşyayı satan bir kimseden iktisap ederse asıl mal sahibinin gerek bu şahıs, gerekse daha sonraki müktesipler aleyhinde açacağı iade davasını kazanabilmesi şöyle bir şarta bağlanmıştır; Böyle hallerde, iyiniyetli 3. şahsın bu malı iktisap etmesi için verdiği bedel, iadeyi isteyen davacı, yani asıl mal sahibi tarafından ona iade edilmelidir. Eğer bu şart yerine getirilmezse, yargıç, asıl mal sahibinin açacağı iade davasını kabul edemez. (Medeni Kanunun 902/2. maddesi) Davaya konu olayda, davalı aracı, aleni bir müzayededen veya pazardan veya ona mümasil eşya satan bir tacirden satın almamıştır. Galeriye getirilen aracı, galeride çalışan vekil Hüseyin G... aracılığıyla, emin sıfatıyla zilyed olmayan ilk kayıt maliki Mustafa K...’dan satın almıştır. Bu nedenle galerici satım akdinin tarafı değildir. Davalının aracı yukarda izah edildiği gibi aleni bir müzayededen veya pazardan veya ona mümasil eşya satan bir tacirden satın alması söz konusu olmadığına göre davacının davalıya araç bedelini ödemesi gerekmemektedir.

Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir. …”

2-) Y. 1. HD, T: 20.10.2008, E: 2008/7759, K: 2008/10453:

“ … Bilindiği üzere; hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin konulması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla Medenî Kanunun 2. maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989 tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir. …”

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

4- Tasarruf hakkı ve istihkak dâvası

a) Tevdi edilmiş eşya

Madde 901

Bir menkulün, emin sıfatı ile zilyedi olan kimseden hüsnü niyetle mülkiyeti veya aynî her hangi bir hakkı iktisap olunursa o kimsede bu tasarrufları icra mezuniyeti olmasa bile, iktisap muteber addolunur.

III-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kânunun 901 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin konu başlığında yer alan “İstihkak davası” deyimi mülkiyete dayanan istihkak davası ile karıştırılmaya elverişli bulunmaktadır. Bu nedenle öğretide bu davaya “menkul davası” adı verilmiştir. Buna uygun olarak maddenin konu başlığında “taşınır davası” ifadesine de yer verilmiştir.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

4. Verfügungs- und Rückforderungsrecht

a. Bei anvertrauten Sachen

Art. 933

Wer eine bewegliche Sache in gutem Glauben zu Eigentum oder zu einem beschränkten dinglichen Recht übertragen erhält, ist in seinem Erwerbe auch dann zu schützen, wenn sie dem Veräusserer ohne jede Ermächtigung zur Übertragung anvertraut worden war.

2-) CCS:

4. Droit de disposition et de revendication

a. Choses confiées

Art. 933

L’acquéreur de bonne foi auquel une chose mobilière est transférée à titre de propriété ou d’autre droit réel par celui auquel elle avait été confiée, doit être maintenu dans son acquisition, même si l’auteur du transfert n’avait pas l’autorisation de l’opérer.

 


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.