Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 947

2. Rehnin kapsamı

2. Rehnin kapsamı

Madde 947 - Rehin, taşınırı eklentileriyle birlikte kapsar.

Aksi kararlaştırılmış olmadıkça alacaklı, rehinli taşınırın doğal ürünlerini, bütünleyici parçası olmaktan çıkınca malike vermekle yükümlüdür.

Rehin, paraya çevirme sırasında bütünleyici parça niteliğindeki doğal ürünleri de kapsar.

I-) Yargı Kararları:

1-) Y. 11. HD, T: 14.06.2010, E: 2009/430, K: 2010/6814:

“… Dava tazminat istemine ilişkin olup taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere davacı tarafından verilen kredi karşılığı alınan kasko sigortalı aracın kaza yapması sonucu açılan davada dain ve mürtehin sıfatı bulunan davacıya bu sıfatının kaynaklanan haklarının kullandırmadığı, mahkemece davacının bu sıfatının resen nazara alınmak gerekirken alınmadığı ve sigorta bedelinin kesinleşen mahkeme kararı uyarınca davalı tarafından sigortalıya ödendiği çekişmesizdir.

Her ne kadar poliçedeki dain ve mürtehin kaydına rağmen sigorta şirketinin görülen davada bu yönde bir savunma yapmaması ve bu bakımdan kararı temyiz etmemesi davalı yönünden bir kusur teşkil eder ise de, Dairemizin yerleşmiş uygulamaları uyarınca (13.11.2008 tarih 2007/9411 E. 2008/12793 K, “Davanın dayanağını oluşturan sigorta poliçesinde Oyakbank A.Ş. İzmir Şubesi yararına “Dain mürtehin” kaydı bulunmaktadır. Bu durumda anılan banka şubesinin sigortalı araç üzerinde rehin hakkı bulunduğundan sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona ait olup, sigortalı ancak lehine rehin verilen alacaklının açık muvafakatini almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat isteme hakkına sahip olur. Buna göre mahkemece, asıl dava ve talep hakkına sahip dava dışı bankanın anılan şubesinden alınmış açılan davaya muvafakat veya icazetleri olduğuna dair gereği belgeyi sunması için davacı tarafa süre verilmesi ve bu usulü eksiklik tamamlandığı takdirde işin esasına girilmesi gerekirken, davacının aktif taraf sıfatının (husumet) varlığına ilişkin olan ve mahkemece re’sen göz önünde bulundurulması gereken bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek anılan poliçeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir”), anılan husus mahkemece re’sen nazara alınması gereken bir husus olduğundan ve davalı da mahkemenin bu uygulamasına dayalı olarak ve kesinleşmiş mahkeme kararı uyarınca sigortalıya ödeme yaptığından ve davacıya ödeme yapması halinde diğer davalıya yaptığı ödemeyi de geri alamayacak olan davalı sigortacı aynı borç için 2 kere ödeme yapmış olacağından ve kesinleşen mahkeme kararıyla yapılan ödeme kötü ödeme sayılamayacağından davacının kredi alacağını öncelikle kredi borçlusu diğer davalıdan tahsil etmesi gerekir. Dosya kapsamından da davacının bu amaçla kredi borçlusu aleyhine takibe giriştiği ancak takibi sonuçlandırmadan da işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır. …”

2-) Y. 11. HD, T: 17.11.2008, E: 2007/9766, K: 2008/12901:

“… eski MK’nun 794 ncü maddesine tekabül eden 4721 sayılı yeni TMK’nun 879 uncu maddesine göre, muaccel olan sigorta tazminatının ödenebilmesi için bütün rehinli alacaklıların rızasının bulunması gerekmekte olup, dava dışı sigortalının davalıdan sigorta tazminatı talebinde bulunabilmesinin ön şartı rehinli alacaklının muvafakatinin alınmasıdır. Hukuk Genel Kurulu’nun 14.04.2002 gün ve 2002/284-324 sayılı ilamında da açıkça vurgulandığı üzere, TTK’nun 1273 ncü maddesi uyarınca rehinli bir malın maliki tarafından kendi adına yaptırılan sigorta alacaklı lehine yapılmış bir sigorta değilse de sigorta tazminatı ancak o mal üzerinde rehin hakkına haiz olan bütün alacaklıların muvafakatleri al(ın)mak suretiyle sigorta ettiren malike ödenebilir. Başka bir anlatımla, sigorta süresi içinde riziko meydana geldiği takdirde, hasar bedeli, davacı bankaya rehinli olan aracın kredi borcunun da bir güvencesi niteliğindedir, bu bağlamda, sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle rehin hakkı sahibine ait olduğundan, dain ve mürtehinin muvafakati bulunmaksızın hasar ödemesinin sigortalıya yapılamayacağı ve yapılan bu ödemenin davalıyı borçtan kurtarmayacağı kuşkusuzdur.

Bu durumda, mahkemece, yukanda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı dain ve mürtehinin muvafakati olmadığı da nazara alınarak, davalı sigorta şirketinin hasar ödemesinin kime yapılması gerektiği konusunda tercih hakkı ve karar verme yetkisi bulunmadığı da gözetilerek, davalının kötü ödemesinin sonuçlarına katlanması gerektiği ilke olarak benimsenmek sureti ile sonucuna göre karar vermek gerekirken sonuçta yanlış ilkeye ve eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. …”

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

2- Rehnin şümulü

Madde 861

Rehin, merhunun hem aslını hem teferruatını takyit eder. Hilâfına mukavele olmadıkça, merhunun tabii semereleri o merhunun mütemmim cüzleri olmak halinden çıkınca mürtehinin bunları malike iade etmesi lâzımdır. Rehin, merhunun satıldığı zamanda mütemmim cüzlerini teşkil eden semereleri de şamil olur.

III-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 861 inci maddesini karşılamaktadır.

Kaynak Kanunun 892 nci maddesine uygun olarak üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Maddeyle, taşınır rehninin kapsamı; taşınırın eklentileri (teferruatları), taşınırın asıldan ayrılmamış doğal ürünleri (tabiî semereler) olarak belirtilmiştir.

İkinci fıkrada doğal ürünlerin asıldan ayrılınca, malike verilmesi gerektiği açıklanarak, bunların rehnin kapsamı içinde olması, asılla birleşik olması ile sınırlı tutulmuştur. Madde metninde taşınırın bütünleyici parçaları (mütemmim cüzleri) sayılmamış ise de, bunların taşınır rehninin kapsamı içinde olması 684 üncü maddeden çıkan zorunlu bir sonuçtur. Madde metninde rehin verilen taşınırın “sigorta tazminatı” rehnin kapsamı içinde sayılmamış ise de, rehnedilenin kaim değeri olarak, sigorta tazminatı da doğal olarak rehnin kapsamı içinde olacaktır. Taşınırın medenî semereleri ise, taşınır rehninin kapsamı içinde sayılmamaktadır. Alacak üzerinde kurulan taşınır rehinlerinde, rehnedilen alacağın faizleri 959 uncu maddede özel olarak düzenlediği üzere, rehnin kapsamı içinde sayılmıştır.

Taşınır eşyanın korunması için alacaklının yaptığı giderler, rehnin kapsamı içinde görülmemiş ise de, alacaklının bunlar için 950 nci madde uyarınca genel hapis hakkı çerçevesinde kanunî bir rehin hakkı olacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

2. Umfang der Pfandhaft

Art. 892

1 Das Pfandrecht belastet die Pfandsache mit Einschluss der Zugehör.

2 Die natürlichen Früchte der Pfandsache hat der Gläubiger, wenn es nicht anders verabredet ist, an den Eigentümer herauszugeben, sobald sie aufhören, Bestandteil der Sache zu sein.

3 Früchte, die zur Zeit der Pfandverwertung Bestandteil der Pfandsache sind, unterliegen der Pfandhaft.

2-) CCS:

2. Etendue du gage

Art. 892

1 Le gage grève la chose et ses accessoires.

2 Sauf convention contraire, le créancier rend les fruits naturels de la chose au débiteur dès qu’ils ont cessé d’en faire partie intégrante.

3 Le gage s’étend aux fruits qui, lors de la réalisation, font partie intégrante de la chose.

 


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.