Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 738

a. Kural

2. Kazı ve yapılar

a. Kural

Madde 738 - Malik, kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerlerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorundadır.

Komşuluk hukuku kurallarına aykırı yapılar hakkında taşkın yapılara ilişkin hükümler uygulanır.

I-) Yargı Kararları:

1-) YHGK, T: 23.11.2005, E: 2005/1-623, K: 2005/642:

“… Dava, davacı ile davalı taşınmazları arasında bulunan istinat duvarının yıkılarak yeniden yaptırılması istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının taşınmazı ile davalı taşınmazı arasında kot farkı bulunduğu ve arazinin bu yapısı nedeniyle iki taşınmaz arasına istinat duvarının yapılmasının zorunlu olduğu tartışmasızdır. Esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir.

Bilindiği gibi Medenî Kanunun komşuluk hukukuna ilişkin 737. ve 738. maddeleri kusursuz sorumluluk (objektif sorumluluk) ilkesini getirmiştir. Komşuluktan doğan uyuşmazlıkların çözümünde gözetilmesi gereken diğer bir ilke de özverinin (fedakarlığın) olaya en uygun düşecek şekilde denkleştirilmesidir. Başka bir deyişle, her taşınmazın maliki komşuluk hukukundan doğan yetkilerini kullanması için gerekli işlere ve bunların giderilmesine kendi yararlanma oranında katılmakla yükümlüdür (M.K. m. 750).

Somut olayda zarar verici durumun davacının kusuruyla oluştuğunu kabul etme olanağı yoktur.

Ne var ki, tabiat olaylarının zamanla ortaya çıkardığı ve giderilmesini kaçınılmaz hale getirdiği bir zararın varlığı da açıktır.

O halde hak ve nefaset kuralları gözetilerek, yanların katılımları sağlanmak suretiyle uzman bilirkişi raporunda işaret edilen istinat duvarının müşterek yaptırılmasına karar verilmesi gerekirken tüm yaptırım ve giderlerinin davalılara yükletilmesi doğru değildir. ... ,

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

… Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”

2-) Y. 1. HD, T: 11.03.2004, E: 2004/2129, K: 2004/2697:

“… Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacı taşınmazlarına komşu 2 parsel sayılı taşınmaz maliki davalının yaptığı yapının, kendi mülkiyet alanında bulunduğu, davacı taşınmazlarına eylemli bir elatmasının olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak, binanın davacı taşınmazlar cephesine açtığı pencereler ile bu istikamette inşa edilen balkonun imar düzenlemelerine aykırı olduğu da sabittir.

Ne var ki, imara aykırılık idareyi ve idari yaptırımı ilgilendiren bir husus olup, başlı başına komşuluk hukukuna aykırılık teşkil etmez. Mevcut yapılaşmanın davacıya bir zarar vermediği de bilirkişi raporları ile belirlenmiştir.

Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. …”

3-) Y. 8. HD, T: 08.03.2004, E: 2003/6982, K: 2004/1487:

“... Somut olayda kura çekilmiş ise de, henüz ferdi mülkiyete geçilmemiştir. Bağımsız bölümler halen davalı kooperatifin mülkiyetinde bulunan yerlerdir. Bu nedenle mahkemece benimsenen gerekçeye katılmak mümkün olmamıştır. Dava dilekçesindeki açıklamalar ve iddiaların ileri sürülüş şekline göre uyuşmazlığın TMK.nun 737 ve devamı maddelerinde düzenlenen komşuluk hukukundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. TMK.nun 737. maddesinde; “Herkes taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetlerini sürdürürken komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. “ denilmiş, Kazı ve Yapılar başlığını taşıyan 738. maddesinde de; “Malik kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorunda olduğu” vurgulanmıştır. Bu hükümlerin ortak düzenlenmesinden, malikin mülkiyet hakkını kullanırken komşuluk hak ve hukukunu düzenleyen kanun hükümlerine uymak zorunda olduğu belirtilmiştir. Başka bir anlatımla; malik, mülkiyet hakkını hukuk düzeninin çizdiği sınırlar içerisinde kullanabilir. Dosya içeriğine göre, kooperatifçe ferdi mülkiyete geçilmemiş olmasına karşın numaraları açıklanan villaların tarafların kullanım ve yararlanmasına terkedilmiş olup, zilyetlik hakkına sahip olan kimsenin de komşuluk hukukunu düzenleyen kurallardan yararlanacağı hususunda duraksamamak gerekir. Bu yerlerden eylemli olarak yararlanmalar ve teslim olgusu karşısında taraflar TMK.nun 737. maddesi hükmü uyarınca komşu sayılırlar.

Somut olayda, taraflar karşılıklı olarak ortağı bulunduğu kooperatifçe yapılan ve teslim edilen villalara projeye dayanmaksızın pencere açmak ve duvar örmek suretiyle ek tesis yapmış oldukları iddia edilmiştir. Duvar örmek ve yükseltmek, pencere açmak, yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına göre bina kavramı içerisine girer. Bu açıklamalar karşısında uyuşmazlığın anılan hükümler çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerekir. Dava dilekçelerinde gösterilen değerlere göre davaya bakmak Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girmektedir. Mahkemece, uyuşmazlık yanlış nitelendirilerek kat mülkiyetinden kaynaklandığı gerekçesiyle dava dilekçelerinin görev yönünden reddine karar verilmiş olması doğru değildir.”

4-) Y. 4. HD, T: 10.06.2003, E: 2002/13785, K: 2003/7489:

“… Davacılar, davalıya ait komşu taşınmazdaki bina tadilatı sırasında gereksiz yere ve uzun süre ağır iş makineleri kullanılmasının yarattığı gürültü ve sarsıntılardan kaynaklanan zararlar ve duyulan rahatsızlıklar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemişlerdir. Mahkemece maddi tazminat isteği kısmen kabul edilmiş ve diğer yönlerin komşuluk hukuku içinde katlanılması gereken hususlar olduğu gerekçesiyle manevi tazminat isteği reddedilmiştir.

... Bir kimsenin, her üzüntü duyduğu bir olay ve olgu karşısında, manevi tazminat isteme hakkı doğmamış olabilir. Diğer bir anlatımla, her üzüntü veren olay manevi tazminatı isteme hakkını kazandırmaz. Bunun için, kişilik değerlerinin saldırıya uğramış olması gerekir.

Sorun, davalının kendisine ait bulunan evin onarım ve tamiratını yaptırması nedeniyle, meydana gelen gürültü ve çalışmalar sonucu, davacının kişilik değerlerinin saldırıya uğramış olup-olmadığıdır. Kural olarak, evin tamiri sonucu, yakın komşuların da rahatsız olacağı doğaldır. Bu bakımdan MK.nun 661. maddesinde (yeni MK. m. 737 ve 738), taşınmazın kullanma biçim ve amacı ile yerel geleneklerin öngördüğü sınırlar içinde kalan davranışları, komşunun hoş karşılayıp katlanacağı bu sınırı aşan davranışların ise hukuken korunamayacağı belirtilmiştir. Yine aynı madde de, kullanmanın taşkın olmaması da öngörülmüştür. Olayda davalının bu sınırları aştığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumun, davacıya davalının davranışını önleme hakkını tanıdığı açıktır. Bunun yanında, davacı manevi tazminat da isteyebilecek midir?

Dosya içindeki kanıtlara göre, davalının tüm yaz sezonu boyunca gürültü kontrol yönetmeliğinde ön görülen sınırların üzerinde ses çıkaran ve davacılar binası ile içinde eşyalarda dahi hissedilen ölçüde sarsıntılar yaratan iş makineleri ile çalışmalar yapıldığı anlaşılmaktadır. Taraflara ait binaların İstanbul Boğazı kenarında oluşu da gözetildiğinde, sessizliği ve sakinliği nedeniyle tercih edilen böyle bir yerde tüm yaz boyunca aşırı gürültü ve sarsıntılardan davacıların rahatsızlık ve sıkıntı duydukları anlaşılmaktadır. İnşaat çalışmalarının çok uzun süre devam ettiği ve adeta hakkın kötüye kullanıldığı görülmüştür. Böylece davacıların oturdukları evdeki huzur ve sükûnun bozulduğu, sinir sistemindeki dengenin sarsıldığı kabul edilmelidir. Bunun sonucu olarak da davacının kişilik değerleri içinde yer alması gereken ruh bütünlüğü de bozulmuş olacağı için kişilik haklarına zarar verildiği kabul edilmeli davacılar için uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmelidir.

Diğer taraftan maddi tazminat yönünden mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalının eyleminin davacılar binasının temel ve taşıyıcı sistemlerine bir zarar verip vermediği açıklanmadığı gibi, binadaki diğer zararlar da denetime elverişli biçimde gösterilmemiştir. Bu nedenlerle eksik inceleme ve değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.”

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

2- Hafriyat ve inşaat

a) Kaidesi

Madde 662

Bir mülk sahibi, hafriyat ve inşaatta bulunurken komşusunu arsasına zarar vererek veya zarara maruz bırakarak veya üzerlerindeki mebaniyi tehlikeye koyarak, izrar edemez.

Komşuluk kaidelerine muhalif olarak yapılan inşaatta başkasının arazisine tecavüz halindeki hükümler tatbik olunur.

III-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 662 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddede hüküm değişikliği yoktur. Madde konu ve kenar başlıklarıyla birlikte arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

2. Graben und Bauen

a. Regel

Art. 685

1 Bei Grabungen und Bauten darf der Eigentümer die nachbarlichen Grundstücke nicht dadurch schädigen, dass er ihr Erdreich in Bewegung bringt oder gefährdet oder vorhandene Vorrichtungen beeinträchtigt.

2 Auf Bauten, die den Vorschriften des Nachbarrechtes zuwiderlaufen, finden die Bestimmungen betreffend überragende Bauten Anwendung.

2-) CCS:

2. Fouilles et constructions

a. Règle

Art. 685

1 Le propriétaire qui fait des fouilles ou des constructions ne doit pas nuire à ses voisins en ébranlant leur terrain, en l’exposant à un dommage ou en compromettant les ouvrages qui s’y trouvent.

2 Les dispositions légales concernant les empiétements sur fonds d’autrui s’appliquent aux constructions contraires aux règles sur les rapports de voisinage.

 


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.