Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 683

A. Mülkiyet hakkının içeriği

Dördüncü Kitap 1

Eşya Hukuku

Birinci Kısım 2

Mülkiyet

Birinci Bölüm 3

Genel Hükümler

 

 

A. Mülkiyet hakkının içeriği

Madde 683 - Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.

Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.

I-) Yargı Kararları:

1-) YİBK, T: 14.04.1943, E: 1940/48, K: 1943/15:

Bkz. madde 648.

2-) YİBK, T: 28.02.1945, E: 1944/23, K: 1945/5:

“… Bununla beraber bazı hallerde tapulu yapı ve topraklar hakkında açılacak istihkak dâvaları, gerek Cumhuriyet devrine takaddüm eden zamanlarda ve gerek ondan sonra bazı kanunlarla umumî hükümler dışında ya kısa bir zamanaşımına veya hakkın düşmesi müddetine bağlanmış ve bu hükümler de şimdiye kadar tereddütsüz olarak olaylara uygulanmış ve uygulanagelmekte bulunmuş iken üzerinde durduğumuz bu kanun hükmü için belirtilmek istenilen mahzur ve endişelere yer vermeğe zaruri bir sebep görülememiştir.

Çünkü hata ve yanlışlıkla tapulu yapı ve toprağı böylece, muhacir ve saireye dağıtılan kimsenin bir sene içinde istihkak dâvası açarak ve hakkını isbat ederek onu geri almak ve hata ve yanlışlığı düzelttirmek kapısı açık bırakıldığı gibi bir seneyi geçirmiş te aynî hakkı düşmüş ise hükümetçe el konulduğu tarihteki değer kıymetini yaptığı masraflarla beraber almak hakkı saklı tutulmuştur. İşte bu kanunî gerekçelere dayanılarak 2510 sayılı İskân Kanunu gereğince bir kimsenin tapulu dahi olsa yapı ve toprağı yanlışlıkla bu kanunun saydığı kimselere temlik edilmiş olduğu takdirde aynî davaların ancak bu bir sene içinde açılması şart olup bir sene geçtikten ve hakkı düştükten sonra müstehikkin ancak hazine aleyhine el konulduğu zamandaki rayiç üzerinden bedel dâvası açabileceğine … karar verildi.” (RG. 30.04.1945; S: 5994).

3-) YİBK, T: 04.03.1953, E: 1952/10, K:1953/2:

Bkz. madde 723.

4-) YİBK, T: 27.01.1954, E: 1953/14, K: 1954/1:

“… Hazine veya muhtaç çiftçi namına tescil edilen toprak hakkında zilyed tarafından müdahalenin men’i veya tapunun iptali hakkındaki dâva dinlenemiyeceği cihetle bu yerin sahibi olduğunun tesbiti için ayrıca dâva açması lâzım geldiğine, toprak bedeli hakkında Adalet Mahkemelerine dâva açılamayıp idarî mercilere müracaat olunabileceğine ve toprak namına tescil edilen çiftçi aleyhine açılan dâvada ayrıca Hazineye husumet tevcihi gerekmediğine … karar verildi.” (RG. 03.04.1954; S: 8675).

5-) YİBK, T: 16.05.1956, E: 1956/1, K: 1956/6:

“… Usulü dairesinde istimlâk muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibariyle, gayrimenkulünü yola kalbeden âmme hükmî şahsiyeti aleyhine men’i müdahale dâvası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının âmme hükmî şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulün bedelinin tahsilini de dâva edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dâva tarihindeki bedel olduğuna … karar verildi.” (RG: 11.08.1956, S: 9379).

6-) YİBK, T: 16.05.1956, E: 1954/1, K: 1956/7:

“… Usulü dairesinde istimlâk muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbed(il)en şahsın gayrimenkulünün bedelinin tahsili hakkında, gayrimenkulünü yola kalbeden âmme hükmî şahsiyeti aleyhine açacağı bedel dâvasında müruruzamanın mevzuubahis olamıyacağına ve bu itibarla da hâdisede Borçlar Kanununun 66 ncı maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığna … karar verildi.” (RG. 11.08.1056; S: 9379).

7-) YİBK, T: 11.02.1959, E: 1958/17, K: 1959/15:

“… Devlet Karayolları veya Su İşleri Umum Müdürlükleri, belediyeler veya hususî idareler gibi âmme teşekküllerinin verdikleri kararlar sonunda ve plân ve projelere uygun olmak üzere tesisler yaptırmış olmaları veya bu tesisleri kullanmaları veya bu tesislere bakmaları sebebiyle ferdlerin uğramış oldukları zararların tazminine ilişkin dâvaların idarî dâvalardan olduklarına ve bu bakımdan bu dâvalarda idarî kazanın vazifeli bulunduğuna … karar verildi.” (RG: 11.05.1959, S: 10202).

8-) YİBK, T: 11.10.1982, E: 1982/3, K: 1982/2:

“… Mirastan doğan iştirak halindeki mülkiyet ortaklarından birinin ya da birkaçının kendi adına Medenî Kanunun 618. maddesi hükmüne dayanarak üçüncü kişilere karşı açtığı elatmanın önlenmesi davalarında, davanın yürütülebilmesi için diğer ortakların muvafakatının alınması ya da MK.nun 581. maddesi hükmü uyarınca bir mümessil tayini gerektiğine … karar verildi.” (RG. 30.11.1982; S: 17884).

Not: Bu içtihadı birleştirme kararının Türk Medenî Kanunu madde 702/f.son karşısında elatmanın önlenmesi davalarında uygulama alanı bulması mümkün olamayacaktır.

9-) YİBK, T: 26.03.1984, E:1983/10, K:1984/4:

“… 1-İskân mevzuatı çerçevesinde temlik ve tapu siciline tescil olunan gayrımenkullerin daha sonra tekrar aynı mevzuat uyarınca başka birine temliki halinde 2510 sayılı Kanunun 23. maddesine 3667 sayılı Kanunla eklenen 3. fıkra hükmünün uygulanması gerektiğine, 20.02.1984 tarihli birinci ve 05.03.1984 tarihli ikinci toplantılarda gerekli 2/3 çoğunluk sağlanamadığından 26.03.1984 tarihli üçüncü toplantıda mevcudun salt çoğunluğuyla;

2- 2510 sayılı Kanunun 23. maddesine 3667 sayılı Kanunla eklenen 3. fıkrada yer alan bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcının, iskân mevzuatı çerçevesinde temlik edilen gayrımenkule fiilen elkoyma tarihi olduğuna … karar verildi.” (RG. 20.07.1984; S: 18464).

10-) YHGK, T: 05.05.2010, E: 2010/1-218, K: 2010/251:

“… Dava, haksız işgal nedeniyle çaplı taşınmazdaki bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.

Yerel mahkemece, dava konusu taşınmazın aile konutu olarak tahsis edildiği, aile konutu şerhinin tapuya tescilden önce de sonuç doğuracağı ve evlilik devam ettiği sürece aile konutu vasfı taşıyan yer için TMK 683. maddesine göre dava açma hakkı bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece, yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmuş, Yerel Mahkemece önceki gerekçeler tekrarlanarak ilk kararda direnilmesine karar verilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davacıya ait çaplı taşınmaza davalının haksız elatması bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Öncelikle belirtilmelidir ki mülkiyet, toplum yararı ile sınırlı, sahibine gerek yetki ve gerekse ödevler yükleyen kamu ve özel hukuk karakterli, kendine özgü bir haktır.

1982 Anayasası, mülkiyet hakkını 1961 Anayasası’na göre daha da güçlendirerek, temel hak ve ödevler kısmına almıştır. 1982 Anayasasının 35. maddesinde; “herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırılabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz “ düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, mülkiyet hakkı ancak kamu yararı ve kamu düzeni amacı ile sınırlandırılabilecektir.

Malik, mülkiyet hakkının sağladığı yetkileri, hukuk düzeninin çizdiği sınırlar içinde dilediği gibi kullanabilir. Eşya üzerindeki egemenliğin üçüncü kişilere karşı korunması için malike verilen bu yetkilerin yaptırımı olan davalar, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesinde belirlenmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet Hakkının İçeriği” başlıklı 683. maddesi (Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi 618. madde);

“Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.

Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.” hükmünü içermektedir.

Mülkiyet hakkının sağladığı yetkilerin malik tarafından gereği gibi kullanılmasını önleyen ve üçüncü kişilerden gelen etkilere karşı korunma aracı olarak haksız elatmanın önlenmesi, taşkınlığın giderilmesi, durdurulması için, elatmanın önlenmesi davası hakkı tanınmıştır.

Burada önemle vurgulanmalıdır ki, Yasa hükmünde “haksız elatmadan” söz edilmiş olması karşısında, bütün bu davranışların haksız olması, davalının bir hakka dayanmaması gerekli ve yeterlidir.

Tüm bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; davacı taşınmazın kayıt maliki olup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 683. maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına dayanmaktadır. Davacı maliki olduğu konutu kullanması için dava dışı oğlu ve davalı gelinine tahsis etmiştir. Davalı ile birlikte davacının oğlu taşınmazı davacı malikin onayına dayalı olarak tasarruf etmişlerdir. Bu durumda davacı tarafından verilen onay devam ettiği sürece konutun davacının oğlu ve davalı tarafından kullanımının haksız olmadığı açıktır.

Bilindiği üzere elatmanın önlenmesi davasında husumetin taşınmazı haksız kullanana yöneltilmesi gereklidir. Eldeki davada her ne kadar davacı anne, taşınmazı bedelsiz olarak kullanmaları için dava dışı oğlu ve davalı gelinine vermişse de, dava dışı oğlunun: davalı karısı ile arasında görülmekte olan boşanma davası sırasında çekişmeli konutu terk etmiş olması ve halen ortak konutta oturan davalı geline karşı da ihtar çekerek eldeki davayı açması karşısında, artık davacının taşınmazın kullanımına dair verdiği muvafakatini geri aldığının kabulü gereklidir.

Öte yandan, taşınmaz malikinin üçüncü kişi olması nedeniyle taşınmazın aile konutu olarak kabulü mümkün olmadığı gibi taraflar arasında bir kira ilişkisi de bulunmamaktadır. Ayrıca, davacının oğlu ile davalının ayrı yaşamakla birlikte evliliklerinin devam etmekte olması davacının mülkiyet hakkı karşısında taşınmazı davalının kullanmasının haklı ve geçerli nedeni olarak kabul edilemez.

Nitekim, aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu’nun 04.11.2009 gün ve 2009/1-401 E, 2009/473 K. sayılı ilamında da vurgulanmıştır.

O halde, davacı malik tarafından konutun kullanımı için onayın geri alınması karşısında davalının konutu kullanmasının haklı ve geçerli bir nedeninin bulunduğu söylenemez.

Bu durumda, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. …”

11-) YHGK, T: 29.04.2009, E: 2009/3-108, K: 2009/152:

“… Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkiline ait 3 nolu parselin bitişiğinde yeri bulunan davalının, müvekkilinin taşınmazını da otopark olarak kullandığını beyanla 2004 yılının Mayıs ayından, 09.05.2005 takip tarihine kadar tahakkuk eden 9.220.000.000 TL ecrimisilin tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile davacının arsasının çevrili olmadığını, üçüncü kişileri uyaracak tabela, levha gibi bir önlem bulunmadığını, müvekkilinin lokantasına gelen bazı müşterilerin davacı taşınmazına park ettiklerini ancak müvekkilinin yönlendirmesi ve işgali bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

…Ecrimisil kötü niyetli şagilin ödemekle sorumlu bulunduğu tazminattır. 24.07.2006 tarihli keşifte dinlenen davalı tanıkları dahi davalının 2-3 yıl önce (2004 yılının başlangıcında) dava konusu taşınmazı temizletip mıcır döktürdüğünü belirtmişlerdir. Davalı vekili ise cevap dilekçesinde, müvekkilinin kendisine ait taşınmazda “S.....’in Yeri” isimli lokanta işlettiğini, arabasıyla gelen müşterilerin lokantanın karşısında kalan dava konusu yeri park etmek amacıyla kullandıklarını, müvekkilinin herhangi bir yönlendirmesi olmadığını beyan etmiştir. Davacı tarafından yaptırılan tespit ile, dava konusu 3 nolu parselin üzerinin mıcır ile kaplandığı, “S.’in Yeri Otoparkı” yazılı iki adet tabela bulunduğu ve girişinde de zincir ile açılıp kapanan düzenek kurulduğu belirlenmiştir.

Tüm dosya kapsamından; tespit sırasında ve öncesinde davalının dava konusu yeri hâkimiyet alanına aldığı, müşterilerine otopark olarak sunduğu anlaşılmakla, işgalinin sabit olmasına göre, davacının talebi doğrultusunda bilirkişiden ek rapor alınarak istenen dönemler olan 2004 yılının Mayıs ayından, takip tarihi 09.05.2005’e kadar hesaplatılacak ecrimisile karar verilmesi gerekirken yanılgılı ve hayatın olağan akışına aykırı gerekçelerle davanın bir günlük işgal yönünden kısmen kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir...,

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

…Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, 17.08.2004 tarihinde yapılan tespit sonucu ibraz edilen bilirkişi raporunda ve davalı vekilinin davaya cevap ve takibe itiraz dilekçeleri ile 24.07.2006 tarihli keşifte dinlenen davalı tanık beyanlarında; davalının 2-3 yıl önce ( 2004 yılının başlangıcında ) 4 milyar lira harcayarak, dava konusu taşınmazı temizletip zemine mıcır döktürdüğünü, taşınmazın önünde "S.’in Yeri Otoparkı" yazılı iki adet tabela ve girişinde zincir ile açılıp kapanan düzenek kurulu bulunduğunu ve lokantaya gelen müşterilerin araçlarını park etmek amacıyla dava konusu yeri kullandıklarını belirtmiş olmaları karşısında; tespit sırasında ve öncesinde davalının dava konusu yeri hakimiyet alanına aldığı ve Medeni Kanunun 683. maddesinden doğan davacının mülkiyet hakkının kullanılmasına engel olduğunun anlaşılmasına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

A MÜLKİYET HAKKININ UNSURLARI

Madde 618

Bir şeye malik olan kimse, o şeyde kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf etmek hakkını haizdir; haksız olarak o şeye vaziyed eden herhangi bir kimseye karşı istihkak dâvası ikame ve her nevi müdahaleyi menedebilir.

III-) Madde Gerekçesi: 

Yürürlükteki Kanunun 618 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 641 inci maddesine uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiş, kenar başlığıyla birlikte arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Birinci fıkrada, mülkiyetin sağladığı en önemli üç unsur olan, kullanma, yararlanma ve tasarrufta (bulunma) yetkileri sayılmıştır.

İkinci fıkrada ise mülkiyet hakkından kaynaklanan davalara yer verilerek, mülkiyet hakkının yaptırımı olarak istihkak davası ve her türlü haksız ihlâle karşı elatmanın önlenmesi davası özel olarak belirtilmiştir.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

Vierter Teil: Das Sachenrecht

Erste Abteilung: Das Eigentum

Achtzehnter Titel: Allgemeine Bestimmungen

A. Inhalt des Eigentums

Art. 641

1 Wer Eigentümer einer Sache ist, kann in den Schranken der Rechtsordnung über sie nach seinem Belieben verfügen.

2 Er hat das Recht, sie von jedem, der sie ihm vorenthält, herauszuverlangen und jede ungerechtfertigte Einwirkung abzuwehren.

2-) CCS:

Livre quatrième: Des droits réels

Première partie: De la propriété

Titre dix-huitième: Dispositions générales

A. Eléments du droit de propriété

Art. 641

1 Le propriétaire d’une chose a le droit d’en disposer librement, dans les limites de la loi.

2 Il peut la revendiquer contre quiconque la détient sans droit et repousser toute usurpation.

 

Not: İsviçre Medenî Kanunu’nun 641. maddesine 04.10.2002 tarihli Federal Kanun ile 01.04.2003 itibariyle yeni bir kenar başlık eklenmiştir. Zira bu değişiklikle kaynak kanuna hayvanların eşya olmadığını belirten ancak aksine düzenleme olmadığı sürece eşyaya ilişkin hükümlerin hayvanlar hakkında da uygulama alanı bulacağını belirten 641a maddesi eklenmiştir. Hal böyle olunca İşviçre Kanun koyucusu yeni hükmün kenar başlığını “II. Hayvanlar” olarak kabul etmiş, 641. maddenin kenar başlığına da “A. Mülkiyet Hakkının Unsurları” ibaresinden sonra gelmek üzere “I. Genel Olarak” ibaresini eklemiştir.

V-) Yararlanılabilecek Monografiler:

Nuşin Ayiter; Mamelek Kavramı Üzerinde İnceleme, Ankara, 1968.

Necla Giritlioğlu; Müdahalenin Men’i (El Atmanın Önlenmesi) Davası, İstanbul, 1984.



1   Dördüncü Kitap Türk Kanunu Medenîsi’nde “Dördüncü Kitap / Aynî Haklar” şeklinde idi.

2   Birinci Kısım Türk Kanunu Medenîsi’nde “Birinci Kısım / Mülkiyet” şeklinde idi.

3   Birinci Bölüm Türk Kanunu Medenîsi’nde “On Sekizinci Bap / Umumi Hükümler” şeklinde idi.

 


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.