Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 558

II. Dava hakkı

II. Dava hakkı

Madde 558 - İptal davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir.

Dava, ölüme bağlı tasarrufun tamamının veya bir kısmının iptaline ilişkin olabilir.

İptal davası, ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun düzenlenmesine katılmalarının yol açtığı sakatlığa dayandığı takdirde tasarrufun tamamı değil, yalnız bu kazandırmalar iptal edilir.

I-) Yargı Kararları:

1-) YİBK, T: 07.12.1955, E: 1955/16, K: 1955/25:

“… Yukarda yazılı sebep ve mülâhazalara mebni Medenî Kanunumuz 497 nci maddesiyle bir vasiyeti tenfiz memurunun vasiyetname ile nasbolunabileceğini kabul etmekle onu da vasiyetname ile ittihaz olunabilen diğer tasarrufların tabi oldukları muteberiyet şartlarına tabi kılmış ve bu suretle vasiyeti tenfiz memuru nasbı müessesesini ölüme bağlı bir tasarruf, yani bir miras hukuku tasarrufu telâkki ve kabul etmiş ve tenfiz memuru aleyhine verilecek hüküm yalnız onun hakkında kesinlik teşkil edeceği derkâr bulunmuş olduğundan mirasçıların veya sair müstefidlerin mezkûr kanunun 499 ve 500 üncü maddelerinde yazılı sebeplere istinaden yalnız tenfiz memuru aleyhine açtıkları iptal dâvasının tetkik ve rüyeti icabedeceğine ve İkinci Hukuk Dairesinin bu yoldaki son içtihadının isabetli ve kanuna uygun bulunduğuna … karar verildi.” (RG. 10.02.1956; S: 9230).

2-) YHGK, T: 22.09.2010, E: 2010/3-392, K: 2010/417:

“ … kural olarak; ölüme bağlı tasarrufun iptali davasını, mirasçıların birlikte açma zorunluluğu bulunmamaktadır (TMK. yeni md. 558, eski 449). Diğer bir ifade ile her bir mirasçı kendi yönünden ve tek başına vasiyetnamenin iptalini isteyebilir. Bu durumda iptal davasını açmayan mirasçılar yönünden, vasiyetname geçerliliğini korur.

Nitekim, 07.12.1955 tarih, 1955/16 Esas, 1955/25 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da “… Medeni Kanunumuzun sistemine göre tasarruf ehliyeti bulunmayan bir muris tarafından tanzim olunan ölüme bağlı tasarruf kendiliğinden hükümsüz olmayıp ancak iptali kabil sayılacağından, bir iptal sebebinin mevcut olduğunu tespit eden bir mahkeme kararı ancak aleyhlerine sadır olan şahıslara karşı muhkem kaziyye teşkil edeceği…” ifadesiyle bu husus vurgulanmıştır.

Şu hale göre, bir ölüme bağlı tasarrufun iptali sebebi doğduğunda, ancak davaya taraf olanlar yönünden hukuki netice doğuracak; davada taraf olmayan mirasçılar yönünden vasiyetname geçerli olmaya devam edecektir.

Somut olayda, davalılar tenfizi istenen vasiyetnamenin iptali davasının tarafı olmadığına ve başka bir surette vasiyetnamenin iptalini de istemediklerine göre, Özel Daire bozma ilamında da açıkça ifade edildiği üzere, davalılar yönünden hisseleri de gözetilerek ölüme bağlı tasarrufun tenfizine karar vermek gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu istemin reddi doğru değildir. …”

3-) Y. 3. HD, T: 18.06.2009, E: 2009/9105, K: 2009/10585:

“… Kural olarak, ölüme bağlı tasarrufun iptali davasını mirasçıların birlikte açma zorunluluğu bulunmamaktadır (TMK. md.558). Diğer bir ifade ile her bir mirasçı kendi yönünden tek başına vasiyetnamenin iptalini isteyebilir. Bu durumda iptal davasını açmayan mirasçılar yönünden, vasiyetname, geçerliliğini korur. Bir kısım mirasçının açtığı vasiyetnamenin iptali davasında, diğer mirasçıları da kapsayacak içerikte iptal hükmünün kurulması doğru olmadığı gibi bu şekildeki bir karar davanın tarafı olmayan kişiler yönünden bağlayıcı bir sonuç (d)a doğurmaz (bkz. Yargıtay 2. H.D. 20.03.2001 gün ve 551 E. 4158 K. sayılı ilamı). Sonuç itibari ile; ölüme bağlı tasarrufun iptaline yönelik karar, ancak, davanın tarafları yönünden hukuki etki gösterir.

Somut olayda, tenfize konu vasiyetnamenin Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/208 esasında Mustafa ve Mahir  Y. aleyhine davacılar Hanife K. ve Ahmet Y. mirasçılarından Bergüzar Y., Ercan Y. ile Nermin M. tarafından iptale konu edilmiş, mahkeme vasiyetnamenin sadece “davacılar yönünden iptaline” denmesi gerekirken genel bir ifade ile iptaline şeklinde hüküm kurulmuştur. Uyuşmazlık konusu davada ise, vasiyetnamenin iptali davasında taraf olmayan mirasçılar Fatma, Emine ve Hüsniye aleyhine Mahir ve Mustafa Y. (lehine vasiyette bulunulanlar) tarafından aynı vasiyetnamenin tenfizi istenilmiştir.

Böylece yukarıdaki ilkeler ışığında vasiyetnamenin iptali davasında taraf olmayan davalılar yönünden ölüme bağlı tasarrufun (davalılar hissesi gözetilerek) tenfizi gerekirken delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu istemin reddi bozmayı gerektirmiştir. …”

4-) Y. 2. HD, T: 12.03.2007, E: 2007/2204, K: 2007/3809:

“… Ehliyetsiz kişilerin yaptığı vasiyetnameler kendiliğinden batıl olmaz. Mirasçılar vasiyetname geçersiz de olsa; miras bırakanın son arzularına saygı duyup, vasiyetnameye geçerlik tanıyabileceklerinden dava açılıp, iptal hükmü alınmadıkça bu vasiyetnameler geçerliliklerini korurlar.

Dava yoluyla ölüme bağlı tasarrufun iptalini isteyebilmek için, dava tarihinde mirasçılık sıfatının kazanılmış olması şarttır. Vasiyetçi hayatta olduğu sürece, mirasçılar vasiyetnamenin iptali için dava açamazlar…”

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

Bu maddenin karşılığı için Türk Kanunu Medenîsi’nin iki hükmünü zikretmek gerekir:

1-) A İPTAL DÂVASI

I. Ehliyetsizlik, kanuna veya âdabı umumiyeye mugayeret

Madde 499

Aşağıdaki hallerde, ölüme bağlı tasarruflar iptal olunabilir:

1-  Tasarrufun, tasarruf anında ehliyeti haiz olmayan bir kimse tarafından yapılması.

2-  Hata ya1 hile veya tehdit yahut cebir tesiri ile yapılması.

3-  Gerek doğrudan doğruya, gerek muhtevi olduğu şartlar itibariyle kanuna muhalif veya ahlâka mugayir olması.

İptal dâvası mirasçılardan biri tarafından ikame olunabileceği gibi lehine vasiyet yapılan alâkadarlar tarafından dahi ikame olunabilir

2-) II. Şekil noksanı

Madde 500

Şekle ait noksanı bulunan tasarruflar, iptal olunur.

Şekle ait noksan, vasiyetnamenin tanzimine iştirak edenlere veya aileleri efradından birine teberru yapılmaktan ibaret ise, yalnız o teberru iptal olunur.

İptal davası, tasarrufa ehliyet hakkında tatbik olunan kaidelere tabidir.

Not: Türk Medenî Kanunu’nun 558. maddesinin 1. fıkrası, Türk Kanunu Medenîsi’nin 499. maddesinin 2. fıkrasına; hükmün 3. fıkrası da, Türk Kanunu Medenîsi’nin 500. maddesinin 2. fıkrasına tekabül etmektedir.

III-) Madde Gerekçesi:

İptal sebepleri bir önceki maddede düzenlenmiş olduğundan, burada sadece iptal davası hakkı bir bütün olarak ele alınmıştır.

Maddenin birinci fıkrası yürürlükteki Kanunun 499 uncu maddesinin son fıkrasını karşılamaktadır. Yürürlükteki Kanunun 499 uncu maddesinin son fıkrasında mirasçılara tanınmış olan iptal davası hakkı, “tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunma” koşuluna bağlanmıştır. Aynı koşul vasiyet alacaklıları için de söz konusu olacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında iptal davasının tasarrufun tamamına yönelik olmasının şart olmadığı hükme bağlanmıştır.

Maddenin son fıkrası yürürlükteki Kanunun 500 üncü maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır. Bu fıkra, vasiyetin düzenlenmesine katılanlara kazandırma yasağının yaptırımını düzenlemektedir. Bu yasak vasiyetin düzenlenmesine katılanlara kazandırma yapılmasıyla ilgili olup, madde bu durumda vasiyetin değil, sadece yapılan bu kazandırmanın iptaliyle yetinilmesini öngörmektedir. Bu hükümle ölüme bağlı tasarrufları yaşatma (favor testamenti) ilkesinin bir uygulaması öngörülmüştür. Bu fıkrada, yürürlükteki 500 üncü maddenin ikinci fıkrasından farklı olarak “vasiyetnamenin tanzimine iştirak edenlere veya aileleri efradından birine” deyimi yerine “ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanlar” ifadesi kullanılmıştır.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

Bu madde için kaynak İsviçre Medenî Kanunu’nun iki hükmünü zikretmek gerekir:

1-) ZGB:

a-) Sechster Abschnitt: Die Ungültigkeit und Herabsetzung der Verfügungen

A. Ungültigkeitsklage

I. Bei Verfügungsunfähigkeit, mangelhaftem Willen, Rechtswidrigkeit und Unsittlichkeit

Art. 519

1 Eine Verfügung von Todes wegen wird auf erhobene Klage für ungültig erklärt:

1. wenn sie vom Erblasser zu einer Zeit errichtet worden ist, da er nicht verfügungsfähig war;

2. wenn sie aus mangelhaftem Willen hervorgegangen ist;

3. wenn ihr Inhalt oder eine ihr angefügte Bedingung unsittlich oder rechtswidrig ist.

2 Die Ungültigkeitsklage kann von jedermann erhoben werden, der als Erbe oder Bedachter ein Interesse daran hat, dass die Verfügung für ungültig erklärt werde.

b-) II. Bei Formmangel

1. Im allgemeinen

Art. 520

1 Leidet die Verfügung an einem Formmangel, so wird sie auf erhobene Klage für ungültig erklärt.

2 Liegt die Formwidrigkeit in der Mitwirkung von Personen, die selber oder deren Angehörige in der Verfügung bedacht sind, so werden nur diese Zuwendungen für ungültig erklärt.

3 Für das Recht zur Klage gelten die gleichen Vorschriften wie im Falle der Verfügungsunfähigkeit.

2-) CCS:

a-) Chapitre VI: De la nullité et de la réduction des dispositions du défunt

A. De l’action en nullité

I. Incapacité de disposer, caractère illicite ou immoral de la disposition

Art. 519

1 Les dispositions pour cause de mort peuvent être annulées:

1. Lorsqu’elles sont faites par une personne incapable de disposer au moment de l’acte;

2. Lorsqu’elles ne sont pas l’expression d’une volonté libre;

3. Lorsqu’elles sont illicites ou contraires aux mœurs, soit par elles-mêmes, soit par les conditions dont elles sont grevées.

2 L’action peut être intentée par tout héritier ou légataire intéressé.

b-) II. Vices de forme

1. En général

Art. 520

1 Les dispositions entachées d’un vice de forme sont annulées.

2 Si le vice de forme réside dans le concours à l’acte de personnes qui ont reçu elles-mêmes ou dont les membres de la famille ont reçu quelque chose dans le testament, ces libéralités sont seules annulées.

3 L’action en nullité est soumise aux règles applicables en matière d’incapacité de disposer.

 

Not: Türk Medenî Kanunu’nun 558. maddesi, İsviçre Medenî Kanunu’nun 519. maddesinin 2. fıkrası ile kısmen 520. maddesinin 2. fıkrasına tekabül etmektedir.



1   Düstur metninde yer alan “… ya …” şeklindeki ibare “… veya …” olarak anlaşılmalıdır.

 

Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.