Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 405

I. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı

B. Kısıtlama

I. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı

Madde 405 - Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.

Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idarî makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.

I-) Yargı Kararları:

1-) Y. 6. HD, T: 05.04.2011, E: 2011/401, K: 2011/4252:

“… Dava, akde aykırılık sebebiyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, dava dilekçesinde davalının müvekkiline ait taşınmazda 15.05.2008 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli sözleşme ile kiracı olduğunu, davalının kira sözleşmesinin 26. maddesine aykırı hareket ederek sürekli komşuları ile kavga edip, onları rahatsız ettiğini belirterek akde aykırılık sebebiyle kiralananın tahliyesini istemiştir. Davalı, kimseyi rahatsız etmediğini ve davanın reddini savunmuştur.

Dava ve taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece resen gözönünde tutulur. Dosya içerisinde bulunan 04.05.2010 tarihli Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden verilen sağlık kurulu raporundan davalının ayrışmamış şizofreni hastası olduğu anlaşılmış ve kendisine vasi tayininin gerekli olduğunun bildirildiği görülmüştür. Bu durumda davalıya M.K. 405. maddesi gereğince vasi tayin ettirilerek tayin edilen vasi huzurunda davanın görülmesi gerekirken, mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan savunma hakkı kısıtlanacak şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan hükümün bozulması gerekmiştir. …”

Not: Bu yönde bkz. Y. 10. HD, T: 04.04.2011, E: 2010/15903, K: 2011/4589; Y. 5. CD, T: 14.03.2011, E: 2010/11238, K: 2011/1967; Y. 5. CD, T: 05.07.2010, E: 2008/10818, K: 2010/5924; Y. 2. HD, T: 05.04.2010, E: 2009/3519, K: 2010/6567; Y. 14. HD, T: 15.12.2008, E: 2008/14187, K: 2008/15295.

2-) Y. 2. HD, T: 22.12.2010, E: 2010/8593, K: 2010/21655:

“… 1- Kısıtlanması talep edilen Alim D., davacı Mesut’un 20.07.2009 tarihli başvurusu üzerine, mahkemece 05.02.2010 tarihinde verilen kararla Türk Medeni Kanunu’nun 405. maddesi uyarınca kısıtlanmış, kendisine davacı Mesut vasi olarak atanmıştır. Kısıtlının eşi Süheyla D.’ın başvurusu üzerine, bu defa kısıtlama kararını veren mahkeme 05.03.2010 tarihli ek kararıyla “ilgilinin Aydın 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 23.06.2009 tarihli ve 2009/537-687 sayılı kararıyla kısıtlanmış ve vasi olarak eşinin atanmış olduğunu “ görünce “ kendi kararının bu durumda yok hükmünde olup, vesayet makamının da Aydın 1. Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna, bu mahkemenin kararının geçerli olduğunun tespitine” karar vermiştir. Vasi tayinine karar verildikten sonra, vasinin kaçınması veya şahsına yapılan itirazlar ile vesayetin yönetimine matuf işlemler dışında, kararı veren mahkemenin kendi kararını yok hükmünde sayma ve ortadan kaldırma yetkisi yoktur. İlk derece mahkemesi kararı temyiz edilip Yargıtay’ca bozulup ortadan kaldırılmadıkça, hukuki varlığını devam ettirir. İlk derece mahkemesi dosyayı yeniden ele alarak kendi kararını ortadan kaldıramaz. Bu bakımdan mahkemenin 5.3.2010 tarihli ek kararı usul ve yasaya aykırı olup, bozularak kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.

2- Vesayet kamu düzenine ilişkindir. Davacı tarafından hakkında kısıtlama kararı verilmesi talep edilen Alim D., davacının başvurusundan önce Aydın 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 23.06.2009 tarihli 2009/537-687 sayılı kararıyla Türk Medeni Kanunu’nun 405. maddesinde yer alan sebeple kısıtlandığına ve kendisine vasi olarak eşi atanmış olduğuna göre; aynı kişi hakkında aynı sebebe dayanılarak aynı yerdeki bir başka mahkeme tarafından ikinci defa kısıtlama kararı verilemez. Böyle bir durum vesayetin yönetiminde karışıklığa yol açar. O halde davacının başvurusunun reddine karar verilmek üzere mahkemece tesis edilen 05.02.2010 tarihli ilk kararın da bozulması gerekmiştir. … “

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

B HACİR

I. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı

Madde 355

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebi ile işlerini görmekten âciz veya daimî muavenet ve takayyüde muhtaç olan yahut başkasının emniyetini tehdit eden her reşit için, bir vasi nasbolunur. Adliye ve idare memurları, resmî muameleleri dolayısiyle muttali oldukları hacri müstelzim halleri, sulh mahkemesine hemen ihbar ile mükelleftirler.

III-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 355 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddede kısıtlama sebebi olarak akıl hastalığı ile akıl zayıflığı hâlini düzenlenmektedir. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle bir kişinin kısıtlanması için, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden işlerini göremez olması veya korunması ya da bakımı için sürekli yardıma muhtaç bulunması veyahut bu yüzden başkalarının güvenliği için bir tehlikenin mevcut olması gerektiği açıklığa kavuşturulmuştur. Hüküm değişikliği yoktur.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

B. Unfähigkeit Mündiger

I. Geisteskrankheit und Geistesschwäche

Art. 369

1 Unter Vormundschaft gehört jede mündige Person, die infolge von Geisteskrankheit oder Geistesschwäche ihre Angelegenheiten nicht zu besorgen vermag, zu ihrem Schutze dauernd des Beistandes und der Fürsorge bedarf oder die Sicherheit anderer gefährdet.

2 Die Verwaltungsbehörden und Gerichte haben der zuständigen Behörde Anzeige zu machen, sobald sie in ihrer Amtstätigkeit von dem Eintritt eines solchen Bevormundungsfalles Kenntnis erhalten.

2-) CCS:

B. Interdiction

I. Maladie mentale et faiblesse d’esprit

Art. 369

1 Sera pourvu d’un tuteur tout majeur qui, pour cause de maladie mentale ou de faiblesse d’esprit, est incapable de gérer ses affaires, ne peut se passer de soins et secours permanents ou menace la sécurité d’autrui.

2 Les autorités administratives et judiciaires sont tenues de signaler sans délai à l’autorité compétente tout cas d’interdiction qui parvient à leur connaissance dans l’exercice de leurs fonctions.

 

Not: İsviçre Medenî Kanunu’nun 369. maddesi 19.12.2008 tarihli Federal Kanun ile 01.01.2013 itibariyle değişikliğe uğramıştır.


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.