Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 311

a. Koşulları

3. Rızanın aranmaması

a. Koşulları

Madde 311 - Aşağıdaki hâllerde ana ve babadan birinin rızası aranmaz:

1. Kim olduğu veya uzun süreden beri nerede oturduğu bilinmiyorsa veya ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun bulunuyorsa,

2. Küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmiyorsa.

I-) Yargı Kararları:

1-) Y. 2. HD, T: 01.03.2010, E: 2009/12895, K: 2010/3777:

“… Toplanan delillerden davalı annenin 20.12.2003 tarihinde evlilik dışı ilişkisinden dünyaya getirdiği küçük Görkem’i aile ve çevresinden gelebilecek tepkiler dolayısıyla 22.12.2003 tarihinde çanta içerisinde bir apartmanın merdiven boşluğuna bıraktığı, polisi arayarak çocuğun alınmasını sağladığı kısa süre sonra ise pişmanlık duyarak çocuğu teslim almak için girişimlerde bulunduğu; bu bağlamda 21.01.2004 tarihinde anneliğin tespiti için dava açtığı ve aynı zamanda çocuğun kendisine teslimini istediği, İstanbul 2. Aile Mahkemesi’nin 2004/82-2006/262 esas ve karar sayılı dosyası ile davalının küçük Görkem’in annesi olduğunun tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalının benzer şekilde İstanbul 3. Çocuk Mahkemesi 2006/37 D. iş dosyası ile de çocuk hakkındaki koruma kararının kaldırılmasını istediği anlaşılmıştır. Davalının küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediği söylenemez. Evlat edinmede asıl olan anne-babanın rızasının aranmasıdır.(TMK. madde 309/1) Küçüğün evlat edinilmesinde davalı annenin rızası bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 311. madde koşulları da oluşmamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. …”

2-) Y. 2. HD, T: 15.11.2007, E: 2006/20998, K: 2007/15781:

“… Evlat edinmek isteyen davacı, küçük 05.10.1999 doğumlu Cemil L.’ nün anneannesidir. Anne Cemile Ç. 07.11.1999 tarihinde ölmüştür. Geriye çocuğun velisi olarak baba Hüseyin Ç. kalmıştır. Ancak anne Cemile’nin ölümünden sonra anneanne Fatma K. kızına olan sevgi ve hasret duygusu ile küçük Cemil L.’ yü yanına alıp bakmak istemiş, bu dönemde yaşı küçük olan Cemil L.’ ye anneanne tarafından bakılmasına davalı baba tarafından ses çıkarılmamış, çocuğa davacı tarafından bakılmıştır. Ancak davalı baba çocukla irtibatını koparmamış, periyodik olarak belli aralıklarla ziyaret etmiş, çocuğa anne Cemile’den kalan yetim aylığını bankada çocuk adına hesap açtırmak sureti ile biriktirmiş, çocuk için hayat sigortası yaptırmış ve halen aylık ödemelerini yatırmaya devam etmektedir. Açıklanan nedenlerle Türk Medeni Kanununun 311/2 madde koşulları gerçekleşmemiştir. Bu yön gözetilmeden yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru olmamıştır. …”

3-) Y. 2. HD, T: 21.12.2006, E: 2006/9551, K: 2006/18121:

“... Davacılar, davalı ana ve babanın çocuklara bakmadıkları, pek fena muamelede bulundukları ve çocuklarını satmaya da kalkışabilmekte olduklarını ileri sürmüşlerdir.

Açıklanan esaslar çerçevesinde tarafların gösterecekleri delilleri toplanıp inceleme yapılarak sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken. … ”

4-) Y. 2. HD, T: 28.04.2005, E: 2005/3906, K: 2005/6899:

“… Evlat edinme kararı verilmeden önce; evlat edinenler ile evlatlığa alınmak istenilen ve ana babasının kişisel özellikleri, öğrenim durumları geçmiş meslek ve iş yaşantıları, halen yaptıkları işler, çocuğa sağlayacakları sosyal güvenceler ailelerin gelir durumları, sahip oldukları mal varlıkları, sağlık durumları, evlilik yaşantıları evlat edinmeye ne kadar hazır oldukları, yaşanılan evin niteliği, yaşam biçimleri, beklentileri etraflı şekilde araştırılmalı gerektiğinde mahkemenin bünyesindeki uzmandan bunun bulunmaması halinde diğer kamu kuruşlarında çalışanlardan (özellikle Sosyal Hizmet ve Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesindekilerden) görüş ve rapor alınıp, (4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi) annenin ve babanın küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, babanın karşı koymasının dürüstlük kuralı ile bağdaşıp bağdaşmayacağı boşanma dosyası da incelenip bu deliller değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir. …”

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

II a) Rıza şartının aranmaması

Madde 254/a

(3678 sayılı ve 14.11.1990 tarihli Kanunun 5. maddesiyle eklenen) 1 Kim olduğu veya nerede bulunduğu uzun süreden beri bilinmeyen ya da sürekli temyiz kudretinden yoksun bulunan ana veya babanın rızası aranmaz.

Velâyetin kaldırılmasını gerektirecek ölçüde çocuğu ile ilgisiz olan ana veya baba için de aynı hüküm uygulanır.

III-) Madde Gerekçesi:

Hükümde sınırlayıcı olarak sayılan hâllerden biri kendisi açısından gerçekleşmiş olan ana veya babanın rızasının aranmayacağını belirten bu madde İsviçre Medenî Kanununun 265c maddesinden alınmıştır. Madde, esasen, yürürlükteki Kanunun 254a maddesinin kısmen yeniden kaleme alınmış şeklidir. Maddenin (II) numaralı bendindeki özen gösterme ihlâli, çocuğa karşı ciddî özen yükümlülüğünün yeterince yerine getirilmemesidir. Özen yükümlülüğünün yeterince yerine getirilip getirilmediğini, takdir yetkisine dayanarak hâkim değerlendirir.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

3. Absehen von der Zustimmung

a. Voraussetzungen

Art. 265c

Von der Zustimmung eines Elternteils kann abgesehen werden,

1. wenn er unbekannt, mit unbekanntem Aufenthalt länger abwesend oder dauernd urteilsunfähig ist,

2. wenn er sich um das Kind nicht ernstlich gekümmert hat.

2-) CCS:

3. Disposition du consentement

a. Conditions

Art. 265c

Il peut être fait abstraction du consentement d’un des parents,

1. Lorsqu’il est inconnu, absent depuis longtemps sans résidence connue ou incapable de discernement de manière durable;

2. Lorsqu’il ne s’est pas soucié sérieusement de l’enfant.

 


1   RG. 23.11.1990; S: 20704.


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.