Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 111

E. Denetim

E. Denetim

Madde 111 - Vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri, vakıf mallarını amaca uygun biçimde yönetip yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünce ve üst kuruluşlarınca denetlenir. Vakıfların üst kuruluşlarınca denetimi özel kanun hükümlerine tabidir.

(5737 sayılı ve 20.02.2008 tarihli Kanunla mülga) … I

I-) Not:

Hükmün 2. fıkrası 20.02.2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 80. maddesi gereğince yürürlükten kaldırılmıştır (RG. 27.2.2008; S: 26800).

Yürürlükten kaldırılan hüküm şu şekilde idi:

Denetimin nasıl yapılacağı, sonuçları ve bu Kanuna göre kurulmuş olsun veya olmasın bütün vakıfların Vakıflar Genel Müdürlüğüne ödeyecekleri denetim giderlerine katılma payı, vakfın safî gelirinin yüzde beşini geçmemek üzere tüzükle belirlenir.”

II-) Yargı Kararları:

1-) YHGK, T: 26.03.2003, E: 2003/18-173, K: 2003/191:

“… Bir özel hukuk tüzel kişisi olan vakfın örgütünde zorunlu organ yönetim kuruludur. (MK.m.109). Yönetim organı, vakfın kuruluş senedinde yazılı amacını gerçekleştirmek için, her türlü yönetim işlerini görmek ve onu temsil etmekle görevlidir. Bu organ, vakfın mal varlığını ve işlerini yönetirken, ihtimamla (özenle) ve sadakatle hareket etmek ve basiretli bir idareci gibi davranmakla yükümlüdür ...

Somut olayda, Vakıflar Genel Müdürlüğü, davalı Abdullah A.’un -vakıf yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı dönemde vakfı zarara uğrattığı savıyla- azli için salt bu kişi aleyhine dava açmıştır. Bu dava - Vakıf yönetim kurulu üyesinin görevden azli davası - sonunda verilecek kararın, olumlu ya da olumsuz olsun, vakıf tüzel kişiliğinin hak ve hukukunu yakından ilgilendireceğinde kuşku bulunmamaktadır. Daha açık bir anlatımla; mahkemece, yönetici azledildiğinde o kişi aynı vakıfta bir daha görev alamayacağından, vakfa başka yeni bir yönetici seçilmesi söz konusu olacak; dava retle sonuçlandığında ise, vakfa zarar verdiği yargısal açıdan gerçekleşmemiş olsa bile, işlem ve eylemleriyle vakfı sıkıntıya sokan böyle bir kişi yönetimde kalacak veya (ayrılmış olsa bile) ileride yeniden yönetim organında görev alması olasılığı doğacaktır. Bu nedenledir ki, yargısal uygulamada benimsenen açıklanan ilkeler doğrultusunda vakıf tüzel kişiliğinin de davada taraf olarak yer almasının sağlanması zorunludur.

Hemen belirtmekte yarar vardır ki, vakıf tüzel kişiliği ile onu zarara uğratan yönetim kurulu üyesinin aynı davada yer alması davanın özü itibariyle maddi hukuk açısından gerekli olup, yerel mahkemenin direnme kararındaki “ikisi arasında çıkar çatışması bulunduğu” yolundaki gerekçesi de yerinde görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle, Vakıflar Genel Müdürlüğünün vakfı zarara uğrattığını ileri sürdüğü kişinin yönetimden azli için açtığı davada, hak ve hukuku bu davadan etkilenecek olan vakıf tüzel kişiliğinin de taraf olarak yer almasının sağlanması gerekir. Buna göre mahkemece yapılacak iş; davacı tarafa usulüne uygun biçimde verilecek süre ile, vakıf tüzel kişiliği hakkında da dava açılıp bu dava ile birleştirilmesini sağlamak ve taraf teşkili böylece sağlandıktan sonra işin esasını incelemek olmalıdır. …”

III-) Türk Kanunu Medenîsi:

C TEFTİŞ

Madde 78

(903 sayılı ve 13.07.1967 tarihli Kanunun 1. maddesi ile değişik)1 Vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğünün teftişine tâbidir.

Teftiş makamı, vakıf senedi hükümlerinin yerine getirilip getirilmediğini, vakıf malların gayeye uygun surette ve tarzda idare ve sarf edilip edilmediğini denetler.

Teftişin tarzı ve nasıl yapılacağı, neticeleri ve bu kanuna göre kurulmuş olsun veya olmasın bilcümle vakıfların, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ödiyecekleri teftiş ve denetleme masraflarına katılma payı, sâfi gelirin yüzde beşini geçmemek üzere, tüzük ile belli edilir.

Not: Hüküm 903 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramadan önce şu şekilde idi:

“ C TEFTİŞ

Madde 77

Tesis; gayesine göre Devlet, vilâyet, belediye ve köyden hangisine taallûk ediyorsa onun teftişine tabidir.

Teftiş makamı, tesis mallarının gâyesine muvafık surette sarfına nezaret eder.”

IV-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 78 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı ve madde metni arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. “teftiş” sözcüğü yerine dilimize yerleşmiş daha uygun bir sözcük olan “denetim” kullanılmıştır.

Not: Türk Medenî Kanunu Tasarısı’nın 111. maddesinin 1. fıkrasında vakıfların sadece Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce denetleneceği öngörülmüştü. Ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu Alt Komisyonu’nca denetimin Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yanı sıra üst kuruluşlarca da yapılması gerektiği ve bu denetimin özel kanun hükümlerine tabi olacağı kabul edilmiştir.

V-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

C. Aufsicht

Art. 84

1 Die Stiftungen stehen unter der Aufsicht des Gemeinwesens (Bund, Kanton, Gemeinde), dem sie nach ihrer Bestimmung angehören.

2 Die Aufsichtsbehörde hat dafür zu sorgen, dass das Stiftungsvermögen seinen Zwecken gemäss verwendet wird.

2-) CCS:

C. Surveillance

Art. 84

1 Les fondations sont placées sous la surveillance de la corporation publique (Confédération, canton, commune) dont elles relèvent par leur but.

2 L’autorité de surveillance pourvoit à ce que les biens des fondations soient employés conformément à leur destination.

 

Not: İsviçre Medenî Kanunu’nun 84. maddesine 08.10.2004 tarihli Federal Kanun ile 01.01.2006 itibariyle 1bis fıkrası eklenmiştir.



1   RG. 24.07.1967; S: 12655.

 


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.